
Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce
Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı
Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm
Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı
Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda
Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir içimde bir tel
Sonra, birdenbire kırılır, kopar
Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın
Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü
Durmadan çalınır kulaklarımda
Şarkıların en hüzünlüsü
Seni alıp uzaklara giden otobüs
Benim üzerimden geçer hışımla
Devrilir, bakakalırım ardından
Bir sel gibi akan gözyaşımda...
Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız
Karanlık gitgide en derinlere çeker beni
Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin
Böyle perişan beklerim dönmeni
Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem, en koyusu acıların
Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam
İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem
Böyle durup durup senden ayrılmak varsa
Orada bir mezar kazılır benim için
Ayrılığın nerede başlarsam
Ayrılık Günü
Seni anlamaya çalışıyorum...
Herkes senin gibi olamaz kızım.
İnsanların içine girmiştir Şeytan.
Sen herkesin derdini kendi derdin kabul edersin,
Ama bir gün baktığında,
Tüm yaptıklarına değmezmiş...
Hayal kırıklıkları yaşarsın,
Üzülürsün,
Sağlığın bozulur,
Oysa seni gerçek anlamda sevenler var,
Bu tutumunun,
Sağlığının bozulmasının
Onları ne kadar üzeceğini de düşün kızım...
Annen ve babanın çiçeğisin sen,
Bir gün görmezsen özlersin anneni,
Seni öperek uyandırır babacığın...
Bırak başkaları ne yaparsa yapsın,
Nasıl davranırsa davransın,
Sen onlardan sorumlu değilsin,
Onları sen arıtamazsın,
Seni gerçekten sevenlere sığın kızım,
Sarıl annene,
"Neden?" diye sorarsa,
"İçimden geldi" dersin,
"Neden?" diye sorarsa,
"Seni çok seviyorum anneciğim" dersin...
Seni rahatlatacaksa,
Bir süre yazışmayabiliriz,
Mesajlaşmayabiliriz,
Telefonla görüşmeyiz...
Ben böyle de yaşarım kızım...
Sana hayal kırıklığı yaşatan insanlarla,
Aynı kefeye de koyabilirsin
İstersen bana "babacığım" demeyebilirsin de,
Belki doğru olan budur,
Ben kendi kendimi kandırıyorum kızım...
Artık hastalık derecesine geldi,
Olmayan kızlarımı var hissetmek..
Bu işin sonu neye varacak bilmiyorum...
Artık kendimi yanlış bir yolda hissediyorum...
İstediğin zaman,
Canın benimle konuşmak istediğinde,
Yine bana çağrı gönderebilirsin..
Seni mutlaka ararım kızım...
Yine sevgi pınarım şefkat fışkırır…
Bu yazdıklarımda seni kıracak bir yan görüyorsan
özür diliyorum kızım.
Eğer bana inanıyorsan,
tek amacım seni üzmemek olduğuna inan lütfen…
çünkü;
SENİ ÇOK SEVİYORUM KIZIM…
HER ZAMAN SEVECEĞİM…

Haydi Sev Beni!
Haydi sev beni, özlemlerle yaşayalım,
Paylaşalım neşemizi ve kederimizi.
Bazen gülelim bazen de ağlayalım,
Ölüm gelmeden de nokta koymayalım.
Haydi sev beni, sevgini tadayım,
Yaz sıcaklığında ve kış ortasında.
Her ne kadar uzaklarda olsan da,
Seni bir an göz ucundan ayırmayayım.
Haydi sev beni, hayaller kuralım,
Dar gelsin bu dünya bize.
Seni fildişi kuleye koyayım,
Bense bir köle, emrine amade..
Haydi sev beni, sana şiirler yazayım,
Haram edeyim geceleri kendime.
Mısralarda dağı dağa kavuşturayım,
Pranga vurayım sevgi sözcüklerine..
Haydi sev beni, özlemlerle yaşayalım,
Paylaşalım neşemizi ve kederimizi.
Bazen gülelim bazen de ağlayalım,
Ölüm gelmeden de nokta koymayalım..

GİTTİN...
Birşey söyledin mi giderken ?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "Seni seviyorum"dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi ?
Beynim öylesine uğulduyordu ki...
DUYAMADIM...
GİTTİN...
Nereye gittinğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta olsan da iki metre yakınımda da birşey fark etmiyordu
Artık yoktun
Ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu
Kurtulmalıydım senden,bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım
KURTULAMADIM...
GİTTİN...
Unutulanların arasına katılmalıydın.
Anıları bir sandığa koyup hayatı yeniden yakalamalıydım
Bu aşk burada noktalanmalıydı
Bu sevdadan vazgeçmeliydim
YAPAMADIM...
GİTTİN...
Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi
Bil ki;SEVMEKTEN VAZGEÇMEDİM SENİ
Bil ki;SENİNLE BERABER SEVDANIDA TAŞIYACAĞIM YÜREĞİMDE
Bil ki;SENİ ASLA UNUTMADIM...
Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir
Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada
Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin
sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini
hepsini vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından.
Ya da doğru kelimeleri arıyorsun halâ....
Yok, boşuna arama... Sevginin arkasında bıraktığın
her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar
şimdi; ulaşılmaz , karanlık , dipsiz... Bırak orda kalsınlar.
Onlar çirkin. Dokunsan; elini, dilini yakarlar.
Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden,
dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi
ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte; kızgınsın...
Senin olmayanları bırak, kendi kelimelerinle ulaş...
Haydi söyle! Bağır, çağır, haykır ama kızgınlığını
yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma
Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle.
Affedeceksen şimdi affet.
Zaman yok!
Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini
uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya
mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil bilesin...
Boşuna bu kaçısın... Alıp kendini başka yerlere götürmen
yeterli değil. Doğru değil parçalaman. Kabul et bunu.
İçin böyle istemiyor, fark et, anla...
Dokunacaksan şimdi dokun.
Zaman yok!
Ben de bekleyebilirim kırçiçeklerinin,
ıslak çimenler arasından boy atmasını...
Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu
bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana,
bir bu yana yatırmasını... Ben de... Evet, ben de önce
şiirler söyleyebilirim. Doğru kelimelerin peşinde,
ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de...
Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde, ilk serin
geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için.... Ben de
yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma
labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de...
Ama bunu yapmıyorum. Yaşam, bunun ardından geliyor.
Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum,
bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu.
Seveceksen şimdi sev.
Zaman yok!

Ölesiye sevmiştim seni
Kalbimin kızı
Ne çare kopardılar
Gönül bağlarımızı
Maziye gömülse de
İçimizdeki sızı
Bu şarkı yaşatacak
Ölmeyen aşkımızı
Yüzünü görmeden
Geçse de uzun yıllar
Yine de seni seveceğim
Ölene kadar
Maziye gömülse de
İçimizdeki sızı
Bu şarkı yaşatacak
Ölmeyen aşkımızı
