lutfi's profileHEPSENMİ AĞLADIN HEPSEN ...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    2/17/2006

    Şiir Köşem

     
     

                              

         Kadın ve Erkeğin İcatları

     

    ERKEK,silahı buldu,avlanmayı İCAT ETTİ

    KADIN,avcılığı buldu,kürkü İCAT ETTİ

     

    ERKEK,renkleri buldu,boyamayı İCAT ETTİ

    KADIN,boyamayı buldu makyajı İCAT ETTİ

     

    ERKEK,konuşmayı buldu,sohbeti İCAT ETTİ

    KADIN,sohbeti buldu,dedikoduyu İCAT ETTİ

     

    ERKEK,tarımı buldu,yemeği İCAT ETTİ

    KADIN,yemeği buldu,diyeti İCAT ETTİ

     

    ERKEK,dostluğu buldu,aşkı İCAT ETTİ

    KADIN,aşkı buldu,evliliği İCAT ETTİ

     

    ERKEK,kadını buldu,seksi İCAT ETTİ

    KADIN,seksi buldu,baş ağrısını İCAT ETTİ

     

    ERKEK,ticareti buldu,parayı İCAT ETTİ

    KADIN,parayı buldu...........................

     
    ve bundan sonrası tam bir FELAKETTİ...!


         

                                                            
        

    Öylesine özlemiştim snei

    Öylesine yanmış canım

    Senin yokluğuna inan alışamadım

    Sensiz yapamıyorum

    Sen uzakta bense burada aramızda yollar var

    Buna nasıl dayanabilirim ben

    Sen uzakta bense burada aramızda dağlar var

    Buna nasıl dayanırım ben

                                             

         

                                     

    ADAM GİBİ

    Ben seni hiç sevmedim ki

    Yorgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim

    Bir çiçeği sevmeni bir güle benzemeni sevdim

    Bir de yıldızları sevdim

    Eylül akşamlarında gelip gözlerinde durdular

    Ben seni hiç sevmedim ki

    Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim

    Kurşunları sevdim beni vurduğunda

    Ağlamayı sevdim unuttuğunda

    Yalnız olduğumu anladığımda

    Ayakta kalmamı sevdim

    Yıkılmamı sevdim seni her hatırladığımda

    Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği

    Su gibi özledim temmuz güneşinde sesini

    İkindide yağmur gibi

    Geceleyin rüzgar gibi sevdim seni sevdiğimi

    Ben seni hiç sevmedim ki

     

                                            
    Sen Yoksun Ya !!!
    Unut demek kolay gel bana sor bir de
    Unutamıyorum işte unutamıyorum
    Bir şey var şuramda beni kahreden
    Şuramda tam yüreğimin üstünde
    Çakılı duran bir şey var
    Elimde değil söküp atamıyorum
    Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere
    Kimi görsem biraz sana benziyor
    Seni hatırlatıyor
    şu bulut şu gökyüzü
    Şu kayaları döven deniz
    Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı
    Bir zamanlar beraber dinlediğimiz
    Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan
    Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba
    O güzelim gözleri kime bakıyor
    O canım elleri nerde
    Oysa günler o günler değil
    Akşamlar o akşamlar değil
    Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde
    Durup durup seni büyütüyorum içimde
    Seninle acılar büyütüyorum
    Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz
    Kirli sular yürüyor iliklerime
    Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun
    Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem
    Bir gün olsun bir dakika olsun
    Unut demek kolay, gel bana sor bir de
    Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum
    Dilimin ucunda sen; başımın içinde sen
    Kader misin, ecel misin nesin sen
    Unutamıyor um işte unutamıyorum
       
               
    HASRET TÜRKÜSÜ
    Senden uzaklarda geçmiyor günler 
             Duygu hasret, gönül hasret, ben hasret.
             Hasret ile yapılmakta düğünüm.
             Sevdam hasret, yürek hasret, ten hasret.

             Yar olur geceler, duygular düşte
            Bana inat tüller her gün cümbüşte
            Hayat denen şu karmaşık dövüşte
            Durum hasret, gidiş hasret, hal hasret.

            Gönül çetrefilli kızsan usanmaz
            Kalemler kırılmaz yazsan usanmaz
            Aldırış etmesen sussan usanmaz
            Gönül hasret, yazı hasret, söz hasret
    Yanıyorum. 

    Bazan duman oluyorum
    bazan su.
    Bazan, kapkaranlık oluyorum gecelerce,
    sabahlara inat.
    Bazan, sapsarı bir yaprak
    yağmurlarca ıslak toprak oluyorum.
    Her günbatımında yanıyorum,
    sensizliğe yanıyorum.
    Uykusuz gecelere sığmıyor düşlerim. 
    Bulutlar, gökyüzünden gözlerime iniyor.
    Gökgürültülü akşamlarda kıyametler kopuyor,
    mevsimler hazana döndü
    haberin varmı?
    Akşamlarım serin
    geceler, buz tututyor.
    Ben yanıyorum.
    Sensizliğe yanıyorum.
    Yağmur damlaları ateş olur düşer yüreğime. 
    Yıllar, kar olur saçlarıma konarlar.
    Elbistan akşamlarının yıldızları söner,
    tozar yollarda hasretin.
    Düşünüyorum, hep seni düşünüyorum,
    içime ateş düşüyor,
    yanıyorum.
    Sensizliğe yanıyorum.
    Ruhumda, dört mevsimi bir anda yaşıyorum. 
    Dünya dönüyor ya, hazana takılıyor.
    Boğuluyorum, boğazımı sıkıyor anılar
    bir türkü takılıyor dudaklarıma,
    sağır akşamlara inat,
    söylüyorum.
    Sana da ulaşmıyor feryadım,
    sen de duymuyorsun.
    Bir ateşin ortasına düştüm,
    yanıyorum.
    Sensizliğe yanıyorum.
    Gökyüzü delinsin, yer çöksün 
    geceler, yıldızlarını döksün umurumdamı.
    Sensiz uykulara pas vermiyor gözlerim,
    saatler döndükçe ben de dönüyorum.
    Bir sigara çekiyor canım,
    seni anıyorum.
    Sigaramın ateşi yanıyor
    ben yanıyorum.
    Sensizliğe yanıyorum.
    Bir Özlem Şarkısı
    Ne çok özledim seni bilsen
    ne çok arıyorum seni solgun palmiyelerin gölgelerinde
    ne çok arıyorum seni ifade yoksunu lal sokaklarından
    sağır sultanlardan
    acıya hüküm giymiş sevdaların ayak izlerinden
    kaldırım taşlarına sinen dolunay sessizliğinden çiçeklerden
    her tüyünde alacalı umutlar şavkıyan kuşlardan
    ne çok özledim seni bilsen 
    gecenin titrek kanatlarında hüzne çalarken denizin mavisi
    yıkıp yalnızlığın acımasız duvarlarını
    tutup sana gelmek isterdim.
    henüz uyku sersemiyken yıldızlar
    doğmamış başakları okşarken bir rüzgar
    ak bir güvercin kanadına salıp yüreğimi
    nisan yağmuru gibi yağmak isterdim
    teninin karanfile çalan kokusuna
    ve bir hançer gibi ansızın girip düşlerine
    sesinin aksi sedası olmak isterdim
    bir meltem esişinde
    ne çok özledim seni bilsen
    bir görebilsem yüzünü beklenmedik bir şehirde
    ne yaprak düşer sonbaharda inan ne yağmur
    ne acı kalır yürekte ne gözyaşı
    bir değse gözlerin gözlerime
    ne hüzün kalır gecemde ne matem
    ne asiliği kalır denizin ne hırçınlığı
    ne çok özledim seni bilsen
    yitirilmiş sevdaların harman alevi
    düşlerinde pusudayım 
    Düşmüyor adın hiç dilimden, 
    Öleceğim gülüm bir gün ben,
    Senin sevginden, senin derdinden...
    Bir gün göreceğim yine belki seni,
    Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni...
    İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
    Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...
    Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
    Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
    Seni unutmam için öldürseler bile,
    Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
    Darağacı kurup idam etseler bile,
    Senden başkasını asla sevmeyeceğim..
    Eskiden, sana yazardım; 
    Sana yazmaya korkmadığım zamanlarda! ..
    §
    Eskiden sana yazardım;
    Seni, sevdiğim sanıp! ..
    §
    Eskiden sana yazardım...
    Kayaları kazıyıp!
    §
    Ne yaptın, ne yazdın, veya ne dedin bilmiyorum...
    Ama, karşımda duruşun değişti sanki...
    Ve sanki, kalbime vuruşun değişti; anlamadan...
    Ve, anlatılamadan.
    §
    İsterdim ki;
    Dokunabileyim hâlâ en ince teline saçlarının...
    Ve sen, mızrap değmiş gibi titre yine! ..
    §
    Eskiden, sana yazardım; seni, sevdiğim sanıp! ..
    Eskiden, sana yazardım; beni sevdiğini sanıp...
    Eskiden sana yazardım;
    Sana yazmaya korkmadığım zamanlarda! ..
     
    gülüm
    SONSUZA UZANAN HAYALİN PEŞİNDEYİM
    GECENİN SEYRİNDE,SEHERİN ZEVKİNDEYİM
    MEHTABA UYANAN GÖKLERİN FEVKİNDEYİM
    ANDIĞIM,YANDIĞIM,KANDIĞIM SENSİN GÜLÜM...

    HASRETLE DOLUYUM,HAZANDA MEVSİMLER
    HİCRANLAR BİTMİYOR,KÜLLENDİ ALEVLER
    VUSLATIM NEREDE,YÜREĞİM AH İNLER
    ANDIĞIM,YANDIĞIM,KANDIĞIM SENSİN GÜLÜM...
    Beyaz Gülüm
    Ayrılığı Yok Etmez Ölüm
    Kirpiğine Rüzgar Değse
    Baktığın Yere Kan Damlar Gülüm
    Baksan Hazırım
    Tutsan Uçarım
    Öpsen Ölürüm
    Yokluğundan Gayrı
    Bana Ne Etsin Ölüm
    Sana Gelmediğim Gün
    Öldüğüm Gündür Gülüm

    Göğsüme yaslanıp elimi tutma ,
    Sevgilim diyerek sevdalı bakma ,
    Razıyım sen benim gibi bağlanma ,
    Uzaktan uzağa bir gülsen yeter...

    Git benden yüreğime vurgun olma

    Yok, affı ihanet hayatımda

    Her sevda biraz kararmış nasıl olsa

    Dayanırım bu aşk burada bitti elveda

    Yalan de yalan sözlerime

    Yalan de yalan gerçeklere

    Elini koyup yüreğime

    Öyle bak gözlerime

     
    SEZİYORUM Kİ KAÇACAKSIN..
    YALAVARAMAM KOŞAMAM
    AMA SESİNİ BIRAK BENDE
    BİLİYORUM Kİ KOPACAKSIN
    TUTAMAM SAÇLARINDAN
    AMA KOKUNU BIRAK BENDE
    ANLIYORUM Kİ AYRILACAKSIN
    ÇOK YIKKINIM YIKILAMAM
    AMA RENGİNİ BIRAK BENDE
    DUYUMUSUYORUM Kİ YİTECEKSİN
    EN BÜYÜK ACIM OLACAK
    AMA ISINI BIRAK BENDE
    AYRIMSIYORUM Kİ UNUTACAKSIN
    ACI KURŞUN BİR OKYANUS
    AMA TADINI BIRAK BENDE
    NASIL OLSA GİDECEKSİN
    HAKKIM YOK DURDURMAYA
    AMA KENDİNİ BIRAK BENDE
    AZİZ NESİN
     
     
     
    Aç Gözlerini
    En sevdiğin elbiseni giydim
    Bu gece kokunu sürdüm
    Solgun yüzünü okşadım
    Sessizce saçlarından öptüm
    Yazdığın mektupları okudum
    Kana kana su içer gibi
    Plaklarını çaldım ah!
    En çok o şarkıda özledim seni.
    Issızlık kapıyı çaldı, açmaya korktum
    gece yarısı
    Şehir uykuya daldı, baktım dışarıya
    katran karası
    Rüzgar telaşla kokunu getirdi bana
    aldım koynuma
    Buseni hafızamdan koparıp
    iliştirdim dudaklarıma
    Üşüdüm karanlıkta
    Tenine dokundum hissetsin diye
    Aç gözlerini
    Erguvanlarına su verdim
    İçerken benimle konuştular
    Yastığını okşadım, kokladım
    Anılar uçuştular
    Soluğun saçlarımı yaladı sanki yine
    bir meltem gibi
    Teninin kokusu karıştı kokuma
    Yakıştılar
    Boğuldum karanlıkta
    Yanı başımdasın benden çok
    uzaklarda
     
    Gurbet Akşamları
     
    Hiç istemem yine gelir,
    Çatar gurbet akşamları
    Yüreğime hançer olur,
    Batar gurbet akşamları.
    Öldürecek beni dertler,
    Bende geçti bini dertler,
    Dertlerime yeni dertler
    Katar gurbet akşamları.
    Bilmiyorum dertten gamdan,
    Zevk mi alır intikamdan?
    Kanlım gibi şu yakamdan,
    Tutar gurbet akşamları
    Şimdi akşam bak şu anda,
    Zindandayım ben zindanda,
    Zindan ne ki zindandan da
    Beter gurbet akşamları
    Acılara beler beni,
    Kesip doğrar diler beni,
    Parça parça böler beni,
    Yutar gurbet akşamları.
    Memleketim ilim obam,
    Kavim, gardaş, dost, akrabam,
    Gözlerimde anam, babam,
     

    SENİ DÜŞÜNDÜĞÜM TÜRKÜ

     

    Benim bir canla sevip bin özlemle andığım,
    Bari gölgeni bırak bana
    Su çiçeklerinin en güzel yanları budur,
    Giderken gölgelerini verirler suya.
    Güz akşamları dal kıpırdamazken,
    Suda halkalanan gözleridir
    Sen de gölgeni bırak bana.
    Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp sevdiğim,
    Güzelliğini burada ince ince aratma.
    Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
    Birdenbire bir şeyler bırak.
    Birşeyleri soğut, birşeyleri yak,
    Dağıt birşeyleri, birşeyleri kur.
    Kendini hiç yokmuşsun gibi bırakma
    Kafamın her yanıyla bir şeyler öğrendiğim ,
    Sonsuza uzanan sevinç, güzele vurgun tasa
    En azından bin yılda arayıp bulduğum,
    Bana aşk şiirleri yazdırma artık
    Beni burada gölgen gibi bırakma

    GİTMELİYİM !


    Sen, benim ruhsatlı sevdam
    Ben, senin sevdakeşin.
    Ya sen varsın, ya da sen!
    Temmuz geldi, gitmeliyim.

    Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık
    Çünkü; yokluğuna kurşun işlemez.
    Nicedir gözlerim dalıp gider
    Ekin tarlasında rüzgâr, nicedir sarı değil
    Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma
    Bir güneşin doğuşunu bekleyerek
    Ve bir sevdanın dilinden
    türküler söyleyerek gitmeliyim.
    Temmuz geldi...

    Babamın ismini verdim oğluma.
    Koçum benim..
    Asi kartallar gibi rüzgârlı doruklarda
    Ve kaçıp sana sığındığım geceler
    Bütün gözlerim hatırımda.

    Kalbimde uçuşur en deli kuşlar
    Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında,
    Akar boz bulanık seller içimde
    Gözlerin gözlerimde direnir.

    Ellerin tutuşur elini tutsam
    Sen çöl çiçeğisin umutlarımın.
    Ruhsatlı sevdamsın.
    Seni sevmek yaşamaksa, ben hiç ölmedim.
    Temmuz geldi,gitmeliyim...

    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
    Beynimi uyuşturuyor özlemin...
    Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
    içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
    sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
    Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
    seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
    yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
    bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
    Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
    geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına
    yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
    "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
    doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...
    Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
    "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
    Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
    ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
    "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
    mutluluğa" demek sana ne zor...
    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
    sesin, kokun hala beynimdeyken...
    Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
    bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
    Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
    Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
    arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
    yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
    onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
    arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
    Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
    uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
    Yokluğunu beklemek, ne zor...
    Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
    üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
    terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
    sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
    ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...
    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
    dönüşmesinden hicran duyuyorum.
    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
    terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
    yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
    yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
    ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
    "Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."

    DÖNMEDİN...

    Soğuk bir sonbahar akşamıydı gidişin.
    Hava kararmış, yağmur yağmaya başlamıştı.
    Düşlerimize yağmur yağıyordu, rüzgar üşütüyordu ellerimizi.
    Gözlerin donuk, bedenin halsizdi. Gizli bir el,
    kalkışa hazırlanan otobüse binmen için seni sürükler gibiydi.
    Sanki, kalmak istiyordun
    "Baharda dönerim." demiştin, hatırlıyor musun?
    "Sakın beni unutma, bekle."
    Ben seni unutmadım sevgili. Ben seni unutmadım.
    Bütün kış, baharda döneceğin günün hayali ile ısındım.
    Minik öpücüklerle uyandırıp,
    güneşin doğuşunu gösterecektim sana.
    Çiçeklerin, denizin, kumsalın, güneşin
    tadına birlikte varacak, gün batımlarında
    denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek,
    ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.

    Yalan değil, kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre.
    Sana benzeyen her şeyi sevdim ben.
    Sevdiğim her şeyde senden izler vardı.
    Aradığımı buldum sandım ama yanıldım, bulduğum sen değildin.
    Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım.
    Her sabah, seni bulmak için
    yollara düşmek geldi içimden ama gidemedim.
    Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece.
    "Gelir" dedim kendi kendime.
    Söz verdi, gelmesi gerek. Bekledim.
    Kendimi paramparça hissettim ama yine de sana kızamadım.
    Unuttum kötü sözlerini. Unuttum kapında bekletildiğimi.
    Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini.
    Kavgalarımızı unuttum.
    Bir tek seni unutmadım sevgili.
    Bir tek seni unutamadım.
    Hep dönmeni bekledim.

    Zamanla alıştım acılara,
    ölüm ilanlarında kendiliğinden silinen adreslere.
    Alıştım sevdiklerimin yokluğuna.
    Ama yalnızlığa alışamadım. Hasrete alışamadım.
    Sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.

    Olmadı gülüm. Bir araya gelemedik.
    Oysa daha yolun başındaydık,
    tomurcuktuk daha çatlamaya hazır, bahar gelmeden ayrıldık.
    Şimdi artan yalnızlığım, senin büyüyen yokluğun var.
    Duvarlarda gözlerinin izi, kapı kollarında parmak izlerin saklı.
    Sen neredesin sevgili? Varlığın nerede?
    Bir mevsim döndü sen dönmedin.

    Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden.
    Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere,
    acılarım yüreğimde çöreklenmezdi gece yarılarında.
    Özlemlerim hiç bu kadar uzak olmamıştı gün ışığına.
    Hasret bu kadar büyümemişti.
    Şimdi göçebe olmuş yüreğimle
    her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum.
    Gün ışığına çoğalmış hasretimle
    hızla kaçıyorum kara ağızlı tünellerin içinden.
    Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla.

    Merhaba anne,
    Yine ben geldim.
    Merak etme okuldan çıktım da geldim.
    Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
    Ali, "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder."
    demişti de onun için söylüyorum.
    Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
    soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
    Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
    Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
    Şimdi iyi biliyorum anne.
    Hani geçen geldiğimde:
    Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
    Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
    Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Hem de her gün acıyor anne her gün.

    Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
    Elinden tutup okula getirdi.
    Yakası da danteldi.
    Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
    Ben de ağladım,
    Ağladım hiç de utanmadım.
    Öğretmen ne oldu dedi?
    Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
    Yalan söyledim anne.
    Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

    Bugün ben de saçım örülsün istedim.
    Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
    Dantel yaka istedim.
    Babam; "Ben bilmem ki kızım." dedi.
    Bari okula sen götür dedim.
    "Kızım, iş..." dedi.
    Ben de bana ne dedim, ağladım.
    "Kızım, ekmek" dedi babam.
    Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
    Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.

    Herkesin çorapları bembeyaz,
    benimkiler gri gibi.
    Zeynep, "Annem, beyazlara renkli çamaşır
    katmadan yıkıyormuş" dedi.
    Babam hepsini birlikte yıkıyor.
    Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
    Uffff, babam, her gün domates
    peynir koyuyor beslenmeme.
    Üzülmesin diye söylemiyorum ama
    Arkadaşlarım her gün kurabiye,
    börek, pasta getiriyor.
    Biliyorum babam pasta yapmasını
    bilmez anne.

    Hava kararıyor, ben gideyim anne.
    Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
    Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
    Kim bozuyor toprağını,
    Çiçeklerini kim koparıyor?
    İzin verme anne,
    Ne olur toprağına el sürdürme!
    Eve gidince aklıma geliyor bi de
    bunun için ağlıyorum anne.
    Bak, kavanoz yanımda,
    toprağından bir avuç daha alayım.
    Biliyor musun anne?
    Her gelişimde aldığım topraklarını
    Şu kavanozda biriktirdim.
    Üzerine de resmini yapıştırıp
    başucuma koydum.

    Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
    Kimseye söyleme ama anne
    Bazen de konuşuyorum onunla.
    Ne yapayım seni çok özlüyorum
    anne.
    Ha unutmadan,
    Öğretmen yarın anneyi anlatan
    bir yazı yazacaksınız dedi.
    Ben babama yazdıracağım.
    Öğretmen anlarsa çok kızar ama
    bana ne kızarsa kızsın.
    Ben seni hiç görmedim ki neyi,
    nasıl anlatacağım anne.

    Senin adın geçince sol yanım
    acıyor anne.
    Hiç bir şey yutamıyorum.
    Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
    Kağıda da böyle yazamam ya anne.
    Ben gidiyorum anne,
    Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
    Mutlaka gel anne,
    Sen rüyama gelmeyince
    Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
    Sol yanım acıyor anne.
    İşte tam şurası,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Seni çok özledim anne, çooook...

    Gelemiyorum yanına !
    O kadar çok engel var ki arada
    Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp
    gelmek istedim;
    Çekmedi yorgun bedenimi.
    Bulutlara takılmayı denedim;
    Bir yıldırımla attı üzerinden.
    Dalgalara bıraktım kendimi
    kıyılarına vurmak için
    Kağıttan bir gemi kesti yolumu
    Koparılan takvim yapraklarıyla
    gitgide tüketiyor zaman beni
    Gün geceye gömdü gözlerimi
    Gece güne savurdu yüreğimi
    Küle dönen kor tenimde
    İzi kaldı dokunuşlarının.
    Üşüyorum...
    Sıcaklığını bulmak için
    vurdum kendimi sahranın göbeğine.
    Güneşin ortasına attım
    ip merdivenimin ucunu.
    İp tutuştu...
    Ben yanamadım.
    O kadar nasırlaştı ki sensiz can
    Öylesine mahsun kaldı ki duygular
    Sevda nerdedir,
    Özlem ne tarafa düşer?
    Ne yönüm kaldı, ne mevsimim
    Sana çıkan yolu bulamadım...
    Tuttuğum nefeste kaldı,
    Bir boğum daha ukte sevdam.

    OĞLUMA ÖZLEM

    Yeni bir güne uyanıyorsun yine oğlum
    Yine senden uzakta,
    Yine hasretine vurgun bakıyorum doğan güne
    Bir oyuncak gönderdim sana oğlum
    İçinde beni,
    Sevgimi,
    Hasretimi bul diye.

    Büyüyorsun her geçen gün oğlum,
    Sevgiyi öğreniyorsun,
    B
    abana sarılıp, onu sevemeden
    Küçücük yüreğin hasreti öğrendi,
    Özlemeyi öğrendi henüz sevgiyi tanımadan.

    Bağışla beni oğlum
    Bagışla sana olan uzaklığımı
    Yaşam zor oğlum
    Yetmiyor bazen istemeler
    Yetmiyor bazen "gel babacığım bana" demeler.

    Sesin kulaklarımda...
    Titrek, özlem kokan sesin yüreğimde
    Hayalin gözlerimde.
    Severim seni hayalinle,
    Severim seni yüreğime vuran sesinle.

    Duyarım "babam beni çok sever" demelerini,
    İşitirim "babam ne istersem alır bana" demelerini,
    Hissederim özlemini, hasretini
    Bilirim, "baba" diyen,
    Babasına sarılan çocuklara olan kırık bakışını.

    Gönderdiğim oyuncağa sarılıp,
    Okşarmışsın beni sever,
    Bana sarılır gibi…
    Babam gönderdi diye
    Gösterirmişsin herkese gururla.

    Severim ben seni oğlum...
    O seven yüreğin, en büyük hazinesidir babacığının.
    Özlerim seni oğlum,
    Özlemini haykırdığın sesin,
    En güzel melodidir babacığının dinlediği.

    Hasretim sana oğlum.
    Ayrılığın kor bir ateş yüreğimde.
    Yaşarım ben yinede; seni ve sevgini,
    Severim ben seni; elma yanaklı, güzel oğlum.

    Benzemez hiç bir şeye bu sevgi
    Ne şiir yeter anlatmaya,
    Ne yürek yeter bunu sığdırmaya.
    Aydınlatır, babacığının yüreğini
    Yaşam bağışlar,
    Umut verir babacığına oğlum senin sevgin.

    Yüreğimde taşırım ben seni oğlum,
    Varlığın, yaşamın bana en büyük hediyesidir oğlum.
    Sevginle yaşarım ben oğlum.
    Geliyorum oğlum,
    Geliyorum sana.
    Geliyorum bütün sevgimi akıtmaya
    O, küçücük yürekciğine…

     

     

    Ne özledim seni bir bilsen
    Nasıl tütüyorsun burnumda,
    Yutkunamıyorum seni andıkça,
    Hatta nefes alamıyorum
    Cüzdanımdaki resmine baktıkça
    Issız gecelerimde
    Hayaline kapılıyorum sessizce
    Şimdi olsaydı diyorum,
    Okşasaydı saçlarımı,
    Islak gözlerimi silebilseydi,
    Bu kadar erken gitmeseydi de
    Telimi duvağımı görebilseydi.
    Yaşasaydı da dağ dağ gerilerde olsaydı.
    Telefonda duyabilseydim sesini,
    Rüzgârlar getirseydi kokusunu,
    Bir mektubu bir selamı gelseydi
    Yılda bir, hatta on yılda bir görseydim,
    O benim buğulu gözlerimden
    Ben onun mis kokulu ellerinden öpseydim.
    Koklasaydı bağrına basa basa
    Saçının her teline
    Bin buse kondursaydım.
    Göğsünde uyusaydım
    Bastığı yerlere sürseydim yüzümü
    Ama hasret koymasaydı gözümü
    Babam deseydim doya doya
    Beraber yudumlasaydık çaylarımızı
    Beraber yaşasaydık yaşayamadıklarımızı
    Sadece rüyamda değil,
    Yanımda görebilseydim.
    Babacığım keşke seninle aynı gün ölebilseydim.
    Ardında aslında mutsuz bir nefes bıraktın,
    Kulağımda çınlayan bir hoş ses bıraktın.
    Hakkın yoktu, inan hiç hakkın yoktu
    Beni çok erken yetim bıraktın.
    Ah! Bir bilsen seni ne çok özledim.
    İnan o çocuk ruhumla
    Gelirsin diye yıllarca bekledim.
    Hiç inanmadım öldüğüne,
    O çizgili pijamalarınla
    Pencerenin önünde buluvereceğim sandım hep,
    Uzansam tutacağım sandım
    Günde bin kez uzandım,
    Bir kez bile tutamadım.
    Gördüğüm her ak saçlı adamı
    Sensin sandım zaman zaman
    Karşımdasın gibi gördüm kimi an
    Ama kayboldun duman duman.
    Ah bir bilsen babacığım,
    Bu yetimlik ne yaman.
    Sen gittin gideli sevmiyorum bayramları,
    Yalan değil kıskanıyorum
    Babalı olanları...
    Hele o babalar günü var ya babacığım;
    O gün kahroluyorum.
    Sanki, derin
    Sanki, dipsiz kuyularda boğuluyorum.

    VAZGEÇTİM

    Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
    Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
    Değil mi ki, çiğnenmiş inancın en seçkini,
    Değil mi ki, yoksullar mutluluktan habersiz,
    Değil mi ki, ayaklar altında insan onuru,
    O kızoğlan kız erdem, dağlara kaldırılmış,
    Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
    Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
    Değil mi ki, korkudan dili bağlı sanatın,
    Değil mi ki, çılgınlık sahip çıkmış düzene,
    Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
    Değil mi ki, kötüler kadı olmuş Yemen' e
    Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
    Seni yalnız komak var ya, o koyuyor adama.

     

     

    sendenayrıldığım o gun
    Gökyüzünden bir yıldız kaydı
    Senin için bir dilek tuttum
    Dileğimi birsır gibi saklamalıyım
    Söylememeliyim yoksa kabul olmaz
    Gökyüzünden bir yıldız kaydı
    Senden ayrıldığım o gün
    Keşke kapris yapmasaydım
    Gitme deseydin bırakmasaydın
    Ellerini ellerimden çekmeseydin
    Canın canıyım deseydin
    Gökyüzünden yıldız kaydığında
    Birbirimizi deliler gibi
    Ölümüne sevmeyi dilerdik
    Umutsusca karanlıklara doğru kayan
    Oyıldız bendim gökyüzündeki
    Senden ayrıldığım o gün

    ÖLME ANNE
    Hadi be ihtiyar
    Söyleme bana öyle
    Yüreğimi dağlıyor sözlerin
    Neyim varki senden başka
    Ben sensiz neylerim?

    Hadibe ihtiyar
    Aç gözlerini aç
    Işığna hasretim ben
    Sevgine muhtaç
    Hadi be ihtiyar

    Pes etme değil hiç yeri
    Sen gidersen kim  sular
    Boynu bükük fesleğenleri?
    Hadi be ihtiyar dayan
    Hem daha yapacaklarımız var
    Sende gidersen şimdi

    Heba olur yaşam,zaman
    Ah be ihtiyar ah aç gözlerini
    Yine bak  sevgiyle bana
    Hadi anneciğim hadi uyan

     

     Yıllar sonra bile hiç kimseye söyleyemedim
    Bu sevdayı kalbime gömdüm ve sen öldün
    Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor
    Yastayım hiç kimse bilmiyor


    Seni son gördüğüm yerde yıllar sonra
    O gün geldi yine aklıma
    Bu kez bir elimde kızım içimde fırtına
    Göçüp gittiğin o yolda


    Sen varmışsın gibi her gece ışığı kapatmadım
    Gel gör ki ben hala yokluğuna alışamadım
    Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor
    Yastayım hiç kimse bilmiyor


    Çok zor o kadar yıl sonra itiraf etmek
    Bu aşkı bertaraf etmek
    Bu kez sana söyleyecek ne çok şey vardı

     

     

     

    Comments

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    Trackbacks (2)

    The trackback URL for this entry is:
    http://bulut1965.spaces.live.com/blog/cns!F59F668BB1D4FADA!948.trak
    Weblogs that reference this entry